Türk savaş romantizmi ve askeri analiz fukarası: Metin Gürcan
Savaşlarda Türk romantizmi geleneksel olarak iki türlü ceryan ediyor anladığım kadarıyla: Birincisi bir miktar başarı sağladıklarında, duygu patlamasını zirveye ulaştıran gaddarlık düzeyinde gasp, talan, yıkım, vahşet sergileme; bunların edebiyatını yapmak, folklorik öğelerini oluşturma, marşlar besteleme, mefkûre uydurmak… İkincisi biraz daha insani ama kaybetme durumunda gerçekleşiyor: Savaşlar boyunca düşmana yaşattıkları tüm acıları bir kenara bırakan, savaş süresince gasp, talan, tecavüz, kafa kesme, kesik kulaklardan koleksiyon yapma gibi eylemleri olmamış varsayarak üstüne Tuna marşı, Çanakkale ağıdı, Yemen türküsü, daha nice aktiviteyle her şeye sünger çekerek hiçleştirme… Hemen hemen iki davranış biçimi de şu 15 günlük Afrin işgal girişiminde ortaya çıktı. Sınır boylarına yığdıkları teknik ve insan gücüyle, susturdukları hatta zorla konuşturdukları yüzlerce yayıncı, gazeteci, oluşturdukları binlerce troll sürüsüyle, sesi gür çıkan siyasetçi, mafya, hacamatçı, muhbi...