Referandum ve milli travmamız
Güney Kürdistan referandumu öncesi ve sonrası Kürtlerin meşru ulusal ve sosyal hak taleplerine karşı her kesimden türlü karşı çıkışlar var. Bütün bu tepkilerden haberdar olan, iletişim teknolojisiyle içli dışlı Kürt de elbette bunlara anlam veremiyor, anlayamıyor, şaşkına uğruyor. İşin içinden çıkamayınca aynı Kürt “Dalağınızı sikiyim sizin, bir bize mi haram bu devlet mevlet işleri”diye öfkeleniyor. Haklı da. Sosyalistler var mesela kimi sosyalistler ABD, emperyalizm, bla bla söylemleriyle en çirkin olanları… islamcılar kadar çirkinler bu argümanla. Çok bilmiş gibi davranmaları yok mu, dalak olayı az gelir. İslamcılar var, onların da derdi Ortadoğu’nun orta yerinde seküler, modern yasalarla idare edilecek, muhtemel demokratik sistem. Tıka basa yedikleri halde akıtılmadık islam dışı topluluk, birey, sosyal siyasal tip kanı bırakmayan islamcılar. Modern dünyanın uru, aslında eski dünyanın da uruydu, ama onunla yarışırcasına bir dönem Hristiyan gericilik bir de kapitalist modernizmin en çukur hali nazizim vardı. Onlar törpülendi, İslamcılık hala kullandığı örgüt, devlet, toplum itibarıyla dört nala koşmak istiyor. İşte bu noktada Kürtler nal söküyor. Yetmiyor, dişlerini döküyorlar, Rakka’da, Musul’da, orada burada… Bu İslamcılığın bir de şii versiyonu var. En az sunni biçimi kadar uyduruk, zalim, inkarcı, imansız, yalancı. Esat’ıyla, Nasrallah ile Humeyni’si ile Alisiyle, daha ötesi ile. Böyle anlamlandırmak zorundayım çünkü yüzyıllar önce bir çölde yaşanan tümüyle iktidarı kapma amaçlı küçük çaplı muharebeyi, bugün devasa toplumların hafızasına kıyamete kadar sürecek sürekli bir savaş gerekçesi yaptılar. Kürtlerin bu masala inananları ise kendi yakın tarihlerini bile unuturken Hüseyin’i öldürenleri ne unutacak olmaları ne de affedecek olmaları kadar garip saplantılara sahip oldular… Benim kişisel hikayemde bu durumun üstesinden gelmek epey zor oldu. Hala Fatma adında kadınlarla özel arkadaşlık yapamam, aşk yaşayamam, bir yakınımın o adı taşımasına katlanamam… Babaannemin bana aşıladığı birçok inançtan biri. Birçok inanç aşıladı da çoğunu terk ettim. Konuyu biraz daha anlaşılır kılmak için şu soru sanırım daha akılcı:
- Kürtler neden kendi taleplerine karşı bir kötülük fantezisi şeklinde vuku bulan bu karşıt fikirleri anlamıyorlar?
Çünkü eskide yaşanmış tüm olayların, fikirlerin, kişiliklerin süzgeçlerden geçirilmiş rafine hali Kürtlere aktarıldı da ondan. Bilgi kanalları kıttı, iyi-kötü masalında kötü hep israil idi, Amerika idi, emperyalizm idi. İsrail’i özellikle Kürtler neden masalın kötü karakterine yakıştırdı hiçbir fikrim yok. Emperyalizm, ABD anlaşılır da İsrail’i anlamakta zorlanıyorum. Düşünsenize İsrail’e birkaç bin kilometre ötede yaşıyoruz, orada neler olup bittiğini pek bilmiyoruz, soykırım ve ikinci cihan harbinin sadece bir kötüsü nazileri görüyoruz, biliyoruz. O kötülükten korunmak için kalan yahudilerin adeta bir kalkan gibi imdadına yetişmiş israil devletinin olmaması gerektiğine bir naziden daha fazla inandırıldık. Bir islamcıdan da… israil ile çatışan islamın şii ve Sünni tarafları ise Kürt devletine israil devletine karşı oldukları karşılar, hatta Kürt devletine değil Kürt devleti fikrine… bu kadar da sapıklar. Dünyada Kürtler dışında tüm ulusların neredeyse devletimsi statülerini savunan Sovyet odaklı kimi sosyalistler ise bugün başka bir hayal kırıklığının ürünleri… Türk türevleri ise facia… ( Bir dönem de Gürcistan devletine karşıydılar neyse ki Gürcüler bugün devletleşti) umarım Kürt devletine karşı olan Gürcü yoktur. Aybolur.
Kısacası bu karşıtlık yeni değil, sadece biz bilmiyorduk, öğrenmiş olduk bunlar aracılığıyla. İsrail’e karşı diye Lübnan’da birçok siyasi cinayetin sorumlusu, Lübnan’ı her açıdan bölen bir örgütü, hizbullah’ı ve onun lideri Nasrallah’ı sevmiştik, şimdi sevmememiz gerektiğini, onun bir fareden daha tiksinç olduğunu öğrenmiş olduk. Benim, onu gençliğimde sevme gerekçelerimden biri de onun Che’yi sevmesiydi. Halbuki Che’yi onsuz da sevme seçeneğimiz var değil mi? Var var…
Yorumlar
Yorum Gönder