Kayıtlar

Goodfellas Filminden Siyasi çıkarımlar

Goodfellas ( Nicholas Pileggi’nin Wiseguy adlı kitabından uyarlama, kitabı okumadım) Hikaye anlatıcısı Henry Will (Ray Liotta) bir çete grubuna çocuk yaştan itibaren ilgi duyar, depolardan sigara çalmakla ün salmış Jimmy Conway çetesinin içinde yıldızı gün geçtikçe yükselmektedir. Bir sigara hırsızlığı esnasında Henry polis tarafından enselenir, sorguda ve mahkemede dostlarını ele vermediği için Conway ile aralarında şöyle bir diyalog geçer: - Al bakalım, milli o ldun. ( Sanırım 100 dolar iliştiriyor cebine ) - Niye ki, enselendim. - Herkes enselenir ama sen doğru olanı yaptın. - ( Henry bu enselenme olayında büyüklerini, kendisine okul yaşlarında ufak paralar kazandıran büyüklerini ele vermemiş, hikayenin sonunda tüm dostlarını satmasına şimdilik değinmiyorum. ) İlerleyen sahnelerde Henry büyümüştür, ağır da olsa mafya eko-siyasetinin bir parçasıdır. - Ne zaman paraya ihtiyacımız olsa havaalanını soyuyorduk, Citibank’tan çok kazandırıyordu. (İlerleyen bölümlerde ) - Bize göre...

Çirkeflikte Limit Yok

Nihayet sonuçlandı seçimler. Türkiye ve Kürdistan geneli için çok sayıda değerlendirme yapılmıştır. Muş ve birkaç ilçede HDP’nin ilçe seçim kurullarına yaptığı itirazlar var. Muhtemelen reddedilecek zira AKP’nin Kürdistan’da siyasal tercihlere değil, dayatmalara ve devletin gücüne güvendiği çok açık. Sonuçları birbirine yakın olan seçim çevrelerinde AKP lehine ilan etmek... Zira AKP için demokratik hakların kullanılması istikrarlı bir seçenekler sistemini geliştirmek amaçlı değil, hem dinci hem de yayılmacı hayallerini gerçekleştirmenin kitle desteğini görmesinden ibaret. Bunun dışında toplumla yaşadığı her şey teknik açıdan “idare” olarak adlandırılır. Gelgelelim Kürt çevrelerine. TC devleti ve onun iktidar partisi tarafından seçimler ortamında gördükleri tüm baskı ve kötü niyetli yaklaşımların hepsini Dersim’de SMF ve TKP ittifakına karşı yaptılar, bundan sıradan taraftarları bile gocunmadı. Mesela Erdoğan’ın o neden aday oldu, bu neden aday yapıldı şeklinde parmak sallayarak HDP’yi...

Twitterda ve edebiyatta alımlama estetiği

Ne oldu bana bilmiyorum, ama yıllardır bıraktığım okuma ve yazma yetilerimi sanırım yeniden kazanıyorum. Dağ, bayır, vadi, çayır, çimen yürüyüşlerinin bir etkisi var mı, var. Zira insanda estetik haz uyandırıyor. Meraklandırıyor. Mesela bir köye uğruyorum, oradan geçerken bugüne kadar gördüklerimden farklı ev modelleriyle karşılaşıyorum, akşam dönüşte gelip internetten ulaşabileceğim kadar bilgiyi tarıyorum. Fakat mimari, çevre düzenlemesi, bahçe türü için sahip olduğum bilgi, birikim, alımlama tarihim, yorumlama yetim elbette çok çok yetersiz kalıyor. Roman, hikaye, şiir değil ki okur rolüyle binbir anlam vereyim! Gezdiğim bölgelerde çok sayıda “harabe” var. Almanca Ruini dedikleri, daha çok eski burçlar, gözetleme kuleleri, hanlar vs.yakın tarihte öZgün hallerine yakın restore edilmişler. O harabelerin künyesini anlatan tabelalar sayesinde yeniden roman, düşünce yazısı, hikaye okumaya başladım. İyi de oldu. Arada Türkiye’de ve Kürdistan’da yapılacak yerel seçimlerin twitterda, burada...

Havuz medyası kimi parlatmış daha çok ?

Yalçın Akdoğan, "Selahattin Demirtaş'ın 40 fırın ekmek yemesi gerekiyor. Öcalan'ın süreci diğerlerinden daha doğru okuduğunu düşünüyorum" 7 Haziran 2014 Cumartesi “Artık sayın Öcalan demek suç olmaktan çıktı. PKK'nın kendine ait bayrağını elinde taşımak, Öcalan posterini elinde taşımak suç olmaktan çıktı.” Hürriyet, Bülent Arınç, 2013, AKP milletvekili “Beğenin ya da beğenmeyin, Öcalan Kürtlerin lideri. Bir mekanizma oluşturduk. MİT Öcalan’la görüşüyor. Biz BDP’lilerle görüşüyoruz, onlar da Kandil’le görüşüyor” 15 Ocak 2014, Beşir Atalay “N evruz sürecindeki tutumu, Gezi süreci ve hükümete karşı şimdiki darbe girişimine karşı almış olduğu tutumu çok anlamlı ve değerli buluyorum. Öcalan’ın aslında durduğu yer, Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkı sağlayan bir yer. Öcalan’ın gösterdiği bu istikamete yönelik bir siyasetin henüz yürütülemediği kanaatindeyim. “ 31 Ocak 2014 Mehmet Metiner, akp milletvekili, Yenişafak yazarı “ PKK terörist bir hareket değildir...

Döneklik - Realizm arasında bugünü anlamak

Resim
Her ne denli diktatörlükten bir hükümet biçimi olarak söz ediyorsak da, bir sınıf diktatörlüğünden söz edemeyiz. Çünkü bir sınıf, daha önce belirttiğimiz gibi, ancak egemen olabilir, ama hükümet edemez"... "Örgütler" ya da "partiler" hükümet ederler.“ Karl Kautsky, Proleterya Diktatörlüğü.. . Bundan öncesi de var, Kautsky, Marksizmi, sosyalist öğretiyi Karl Marks’tan daha çok bilen olarak bilinir. Sol öğretinin “aşkın adamı” sayılır. Kimisi ona sosyalist öğretinin Papa’sı der, kimisi tarihin görüp göreceği en entelektüel adam, zira Lenin’e göre de oldukça usta bir entelektüel ama aynı zamanda kurnaz bir köpek yavrusu, dönek bir eski sosyalist, burjuva liberallerin kucağına düşmüş iflah olmaz bir revizyonist, kitleleri demokrasi ve barışçıl yol ile de sosyalizme ulaşılabileceğini inandırmaya çalışan “arı bir lafazan”... Lenin’i bu kadar sinirlendiren şey yukarıda alıntıladığım paragraf değil elbette sadece, Lenin’i asıl iki konuda çileden çıkarıyor, ilgin...

Tartışma mı düşmanına benzeşmek mi

Terry Eaglaton’nun “Azizler ve Alimler” romanını okuyanlarınız hatırlar mı bilmem, ben ilk denk geldiğimde bir şema vardı, İRA komutanı James Connolly kurgu gereği o malum Paskalya ayaklanmasından yaralı kurtulup bir profesörün evine bir subayı ile sığınırlar. Evde filozof Wittgenstein ve Rus eleştirmen Nikolay Bahtin vardır. Bunlar Connolly ilk karşılaşmalarında ayaklanmadan habersizdirler. Dublin’deki ateş ya Galway’a henüz ulaşmamıştır ya da eserin yazarı, ileride bu ateşli İrlandalı devrimci Marksiste, tartışmalarda avantaj sağlamak için Wittgenstein ve Bahtin’i bir miktar “felsefeye merak sarmış, entelektüel, fok balığı kıvamında şişman, duyarsız, güncelden habersiz “ karakter olarak kurgulamıştır. İkinci ihtimale hak verdim ben. Yoksa yazarın zayıf yönü düye aklımdan geçirmiştim. Konu şu; Connolly yaralı olunca diğer ikisi şaşkın ve ilk akıllarına gelen banka soyguncusu olma ihtimali... Gerçi sonradan tarihe geçecek bu ateşli devrimcinin huzurunda bulundukları için kendilerini bi...

Aşktan Aydınlanmaya; bir başka açıdan aşk

18 Nisan 2015 Bugün heyecanla, gözyaşıyla, kimi zaman keyifle okuduğumuz birçok roman, yazıldığı dönemin siyasi ve içtimai hayatına dair önemli ipuçları verir. Bazen eskiden okuduğum kitapları tekrar okuma arzusu doğuyor içime. Birine göz gezdirirken bir yolunu bulup başka birine ulaşıyorum. Kitaplar, yazarlar arası bu yolculuk beni çoğu zaman hayretler içersinde bırakıyor. Sadece bir eseri ilginç, fevkalade bulup bulmamamla ilgili değil bu. Kurmaca metinlerin beslendikleri çalkantılı yaşantılar aslında bir dönemin alt üst oluşuna da tanık. Sosyopolitik bunalımların en yoğun yaşandığı dönemlere ait bazı eserlerden söz ediyorum. Her ne kadar vitrinde aşk, kişisel acılar sergiye cıksa da arka planda bambaşka bir dünyayı biz okurlara sezdiriyorlar. Özellikle iç dinamikleriyle uluslaşan imparatorluk ve beylik uluslarının yazarlarının ortaya çıkardığı kurmaca eserlere, etkilere hayranlık duyup büyülenmemek namümkün. Şatafatına, görkemine, yayılma alanlarına, tanrısına, kralına, meleğine...