Kayıtlar

Aşktan Aydınlanmaya; bir başka açıdan aşk

18 Nisan 2015 Bugün heyecanla, gözyaşıyla, kimi zaman keyifle okuduğumuz birçok roman, yazıldığı dönemin siyasi ve içtimai hayatına dair önemli ipuçları verir. Bazen eskiden okuduğum kitapları tekrar okuma arzusu doğuyor içime. Birine göz gezdirirken bir yolunu bulup başka birine ulaşıyorum. Kitaplar, yazarlar arası bu yolculuk beni çoğu zaman hayretler içersinde bırakıyor. Sadece bir eseri ilginç, fevkalade bulup bulmamamla ilgili değil bu. Kurmaca metinlerin beslendikleri çalkantılı yaşantılar aslında bir dönemin alt üst oluşuna da tanık. Sosyopolitik bunalımların en yoğun yaşandığı dönemlere ait bazı eserlerden söz ediyorum. Her ne kadar vitrinde aşk, kişisel acılar sergiye cıksa da arka planda bambaşka bir dünyayı biz okurlara sezdiriyorlar. Özellikle iç dinamikleriyle uluslaşan imparatorluk ve beylik uluslarının yazarlarının ortaya çıkardığı kurmaca eserlere, etkilere hayranlık duyup büyülenmemek namümkün. Şatafatına, görkemine, yayılma alanlarına, tanrısına, kralına, meleğine...

Ver Allahım ver biraz daha önyargı ver

Geçen Ağustos ayından beri sürekli geziler yapıyorum. Kah İsviçre’nin güneyine, kah orta kantonlarına kah kuzeyde bana yakın bölgelerine. Birçok insanla tanışma, tartışma, sohbet etme imkanım oldu. Övünmek gibi olmasın ama genelde bu iletişim hallerinde Almancam akıcı oluyor, belki bozuk ama akıcı. Anlaşabiliyorum. Bu gezilerimin öğretici bir yanı da var bu açıdan. Birçok yönüyle bu gezileri anlatabilirim, hatta bir roman bile kurguluyorum, seyahat etme hakkını merkeze alacak bir kurgu düşünüyorum. Bu yazının konusu bu değil elbette. Biraz negatif bir yönüyle ilgili konu. Önyargılar... Olayı klasik açıdan da dramatize etmeyeceğim, “İsviçrelilerin kırsalda yaşayanları bir miktar milliyetçi, bir sürü önyargıları var” dersem çok kolay ulaştığım bir genelleme olacak. Oysa İsviçre’ye ayak basar basmaz çeşitli milliyetlerden birçok insanda sezdim, güçlü sezdim. Mesela Ortadoğulu birine işiniz düşerse, herhangi bir konuda bir yardıma ihtiyacınız olursa ya da sadece sıkıldınız bir sohbete m...

Seçim mi Anarşist Replikler mi

Yerel seçimler yaklaştıkça bir meraktır aldı herkesi. Türkiye’de/ Kürdistan’da yaşayanlar haliyle daha fazla heyecanlanıyorlar. Neredeyse tanık olduğum her seçimde “Bu seçimler tarihsel önemdedir.” kalıbı da bir kez daha tekrar tekrar piyasaya sürüldü. HDP için tarihselliği kayyumlara karşı siyasal mevziyi ifade ediyor. Türk devletinin kayyum operasyonuna tepkiyi örgütleyip yeniden belediyeleri geri alma hedefi HDP’ye gönül verenler açısından tarihsel bir çalışma ve sonuç olacaktır. HDP’ye yaslanan kimi köşe yazarları durumu o derece abarttılar ki Dersim’de kendi siyasal hedeflerine yakın ama başka bir sosyalist grubun adayı olarak yarışacak adayın isminden bile “devletin Kürt’ler ve Dersim üzerine oynadığı oyunun son ‘Fatih’i” teorisi üretip Özgür Politika gazetesinde yayınladılar. Bu yazı birkaç defa devam etti, ben okuduğumda gerçekten beyin felcine uğradığımı hissettim. Tüm tarihselliği gariban, sosyalist kimlikli bir sağlık memurunun adı üzerinden okuyup linç ederek izah etti...

Statüko mu açıklık mı/ sosyal mesaj yazısı

Çehov’un bazı öykülerinde denk gelmişizdir, yirmili yaşlarda genç, güzel kızları anaları el bebek gül bebek korur, onların meteliksiz ama aşık erkeklere gitmelerine engel olmak için sürüyle entrika yaparlar. Annelerinin hayallerinde öncelikle birinci sınıf memurlar vardır, askerse varlıklı bir albay olabilir, değilse çiftlik sahibi ya da çiftlik sahibinin oğlu, iş bitirici bir tüccar, ünlü bir doktor vs ... binlerce genç güzel kız bu olanaklı insanlar için yarıştığından çıta ileriki yaşlarda, öğretmen, rahip, esnafa kadar düşer, daha ileriki yaşlarda Rus olsun ne olursa olsuna, sonra da gününü gün eden işsiz güçsüz serseri erkeğe kadar... Derken mutsuz bir orta yaşa girilmiş olur. Böyle anlatınca da Turgenyev’in Prenses Znadia’sı aklıma düştü. Ama onda şatafatlı, şaşalı hayattan taşraya düşen bir eğri vardı. Biraz farklı bir hikaye, tamamını hatırlamıyorum da... Ne çok şey biliyorum, şeysi ile bunları yazmadım, kızlarının geleceği için dünyanın sığmadığı mutlulukları arayan annelerin s...

En İyisi LeBron yazısı

2016 finalleri sonunda M. Jordan’a Golden State’in 73-9luk normal sezon galibiyet rekoru sorulduğunda Jordan: “ Biz 95-96’da 72-10 yaptığımızda o yıl aynı zamanda şampiyon olmuştuk.” diye yanıtlıyor. Jordan bir şeyi unutmuştu; “ Tarihin en iyi takımını başka bir iyi yenip şampiyon olacaktı.” Jordan - LeBron tartışmalarında bence hemen herkesin kaçırdığı nokta bu. Aslında Jordan, tarihin en iyisini bir açıdan da deşifre etmiş oldu. Bir yığın teknik / istatistik bilgi verip bu tartışmayı çürüğe çıkarmak istemiyorum. Biz NBA severler, son 8 yılın finalistini seyrederken “en iyisi LeBron’u izlemenin de hazzına vardık kanımca. Zira LeBron’nun her yıl ki Playoff /final hikayesine çok acayip performanslar damga vuruyordu. Bu, beklenen bir şeydi, sadece 2010 yılında Miami’ye gidişi beklenmiyordu. Birçok tartışmanın gölgesindeki bu gidiş yıllar sonra çok özel ailevi ve takım içi sorunlardan kaynaklandığı ile ilgili bilgiler paylaşıldığında açıklık kazandı. Jordan fanlarının iddia ettiği gibi b...

Sözde komünist adayı suda boğalım

Beldiye seçimlerinde adaylar netleştikçe twtrda ve benzeri platformlarda özellikle Dersim belediye başkanlığına smf’den adaya karşı çok çirkin bir dil ile linç yürüten bir cenah var, içinde köşe yazarları var, barışçıl aktivistler var, sıradan seçmenler var. Karşılaştığım durum epey ürkütücü. Çoğu ne yaptığının farkında değil. Neye nasıl karşı olduğunun da farkında değil, ezber birkaç kara propaganda argümanı dışında elle tutulur eleştiri de yok. Bir defa dost bir platformdan aday olmuş birine karşı bilinçsizce yapılan birkaç delinin uydurduğu kalıpların peşine takılan bir yığın var, az da değil sayı. Küfürbaz, hakaretçi, saldırgan, önyargılı, bilgisiz... Hdp dersim adayının adı, faaliyetleri, amaçları, vaadleri sorulsa muhtemelen bu kinci yığından büyük çoğunluk afallayıp kalacaktır, zira siyaset Ortadoğu’da böyle yürüyor, kendi temsil ve temsilcilerinin planları, hedefleri değil; rakibin olası açıkları, kara propagandaya malzeme olacak açıkları çok önem arzediyor. Nohut, f...

Türk savaş romantizmi ve askeri analiz fukarası: Metin Gürcan

Savaşlarda Türk romantizmi geleneksel olarak iki türlü ceryan ediyor anladığım kadarıyla: Birincisi bir miktar başarı sağladıklarında, duygu patlamasını zirveye ulaştıran gaddarlık düzeyinde gasp, talan, yıkım, vahşet sergileme; bunların edebiyatını yapmak, folklorik öğelerini oluşturma, marşlar besteleme, mefkûre uydurmak… İkincisi biraz daha insani ama kaybetme durumunda gerçekleşiyor: Savaşlar boyunca düşmana yaşattıkları tüm acıları bir kenara bırakan, savaş süresince gasp, talan, tecavüz, kafa kesme, kesik kulaklardan koleksiyon yapma gibi eylemleri olmamış varsayarak üstüne Tuna marşı, Çanakkale ağıdı, Yemen türküsü, daha nice aktiviteyle her şeye sünger çekerek hiçleştirme… Hemen hemen iki davranış biçimi de şu 15 günlük Afrin işgal girişiminde ortaya çıktı. Sınır boylarına yığdıkları teknik ve insan gücüyle, susturdukları hatta zorla konuşturdukları yüzlerce yayıncı, gazeteci, oluşturdukları binlerce troll sürüsüyle, sesi gür çıkan siyasetçi, mafya, hacamatçı, muhbi...