Kayıtlar

Kerkük’te takviye zabıtalar yenildi

Türk hükümeti ile PKK arasında gelişen barış sürecinden en çok rahatsız olan çevrelerin başından biri de KDP holiganları idi. KDP’nin kurumsal olarak bu süreçten rahatsızlığının düzeyi nedir, bilmiyorum ama birçok taraftarı PKK’yi Kürt milliyetçisi olmamakla falan suçluyordu. O tartışmaların yaşandığı döneme dair kendimce “ 3-5 yılda büyük savaşlar ve yıkımlarla kazanılacak Kürdistan’dansa otuz kırk yılda barışçıl yollarla kazanılacak Özgür Kürdistan’ı tercih etmek lazım” fikrindeydim. Kendimi de milliyetçi Kürt olarak tanımlıyordum. Olup bitenler biliniyor, Türk hükümeti, PKK’nin artarak devam eden siyasal etkisinden rahatsız olmuş, Rojava’da gelişen federatif çözümcü yaklaşımı kırmızı çizgisi haline getirmişti. Bu, TC’nin komşularını istikrarsızlaştırma yoluyla yayılmacı dış askeri stratejisinin bir sonucuydu. Bu stratejinin en önemli ayaklarından biri de KDP ve onun paravan kuruluşlarıydı. Öyle ki ENKS denen Suriye Kürt örgütünün yönetim kadrolarının belirlenmesinde bile TC ...

Referandum ve milli travmamız

Güney Kürdistan referandumu öncesi ve sonrası Kürtlerin meşru ulusal ve sosyal hak taleplerine karşı her kesimden türlü karşı çıkışlar var. Bütün bu tepkilerden haberdar olan, iletişim teknolojisiyle içli dışlı Kürt de elbette bunlara anlam veremiyor, anlayamıyor, şaşkına uğruyor. İşin içinden çıkamayınca aynı Kürt “Dalağınızı sikiyim sizin, bir bize mi haram bu devlet mevlet işleri”diye öfkeleniyor. Haklı da. Sosyalistler var mesela kimi sosyalistler ABD, emperyalizm, bla bla söylemleriyle en çirkin olanları… islamcılar kadar çirkinler bu argümanla. Çok bilmiş gibi davranmaları yok mu, dalak olayı az gelir. İslamcılar var, onların da derdi Ortadoğu’nun orta yerinde seküler, modern yasalarla idare edilecek, muhtemel demokratik sistem. Tıka basa yedikleri halde akıtılmadık islam dışı topluluk, birey, sosyal siyasal tip kanı bırakmayan islamcılar. Modern dünyanın uru, aslında eski dünyanın da uruydu, ama onunla yarışırcasına bir dönem Hristiyan gericilik bir de kapitalist modernizmin en...

Kürt Pac-Man İlerliyor Baas kuduryor

23 Eylül 2014, işid’in Kobani’ye büyük çaplı saldırısının sürdüğü günler. Tüm Kürtler, Kürdistan'da, Türkiye'de, Avrupa'da, dünyanın başka ülkelerinde işid’in Türkiye ile anlaşmalı şekilde başlattığı Kobani’yi işgal etme saldırılarını kırmak için uluslararası yardım talebinde bulunmak maksadıyla ayakta. Avrupa'nın birçok kentinde hava alanları, tren istasyonları, yollar Kürtler ve dostları tarafından düzenlenen protesto eylemlerine sahne oluyor. BDP’li vekiller Cenvere’de açlık grevine başlıyor. Kobani’nin barbarlık tarafından işgaline karşı dünyadan destek isteniyor. Başını ABD’nin çektiği birçok güçlü devlet, henüz tehlikenin farkına varmış ki 23 Eylül sabahı İşid ve diğer cihatçı radikallere karşı onlarca hava saldırısı düzenliyor, üstelik F22 uçakları ve Basra'dan atılan füzelerle. Hala İşid’in Kobani işgaline karşı bir harekat yok, ama Suriye BAAS rejiminin tehlike altında olduğu bölgelere güçlü bir hava saldırısı dalgası başlatılıyor. O dönem de twtit...

Flood ve aşk

Yemyeşil bir alanın tam tepesine kurulmuş fakültenin girişinde her sabah simit ve çay alır, birkaç solcu genci etrafıma toplar, hararetli hararetli tartışırdım. Hep iyi dinleyicimdir, iyi anlatıcılığımı da eklersek girişte etrafıma gençlerin neden toplandığı da anlaşılır. Bu tepeden bakınca Atakent’e yapılan yüksek binalar henüz ereksiyon durumuna gelmemiş sik gibi göründükleri hissine kapılıyorsunuz. Yana kaykılmış, adeta göğe asılmış gibi duran diğerlerinden çok daha yüksek bir binanın silüeti, daha aşağısında Verockaların evine kıvrımlar şeklinde uzanan bir yol… Koca bir kenti o aralar öyle tanımlıyordum, bana göre Samsun diye bir şehir yoktu, Veroçka’nın yaşadığı bir yer vardı, onun evine giden yollar, onun soluduğu hava, onun her akşam kıyısında gezdiği deniz... Bir zaman sonra bu algım o derece ütopik oldu ki şehrin tüm evleri koca koca mezar taşlarına dönecek sadece Veroçka’nın yaşadığı evin bahçesinde güller açacak, ağaçlar, otlar yeşerecekti. Mesela Veroçka vişne seviyor diy...

Bir kitaptan alıntı

Wittgenstein, “Devrimler iki türlüdür. Bir, herşeyi olduğu gibi bırakanlar; bir de, durumu iyice kötüleştirenler,” dedi ve “Sizinki hangi türe giriyor?” diye sordu. “Umarım, başarılı bir tür olur. Sizin ortaya çıkmanızı sağlayan gibi demek istiyorum.” Wittgenstein anlamayan gözlerle boş boş bakıyordu. “Yani, burjuva devrimi gibi.” “Siz ona mı başarılı diyorsunuz?” “Elbette. O kadar başarılı ki hepimiz neredeyse böyle bir şey olduğunu bile unuttuk.” “Bu ülkede devrim yapmanın gerçekçi bir hedef olduğuna inanıyor musunuz?” “Ben bir devrimciyim, çünkü gerçekçiyim. Parlamenter demokrasinin ya da bir-iki çuval daha fazla buğdayın dünyaya adalet getireceği fantezisini asla yutmadım. Bu ülkede yaygın olan şey sükûnet değil, kriz.” Wittgenstein, “Devrimci liderler krizden dem vururlarken, sıradan insanlar için herşey aynen sürüp gidiyor,” dedi. Connolly, “Kriz de, herşeyin aynen sürüp gitmesi demektir zaten,” karşılığnı verdi. Wittgenstein, “Boş laf,” dedi, “insanlar hayatlarının o basit apa...

Genf yolunda maymun yazar

Eğer birini öldürmek istersen ona bir silah verirsin, böylece öldürdükten sonra vicdanını sorgulamazsın.” Cenevre’ye tren hareket eder etmez “Savaşmak nasıl bir duygu?”soruma bu yanıtı vermişti. Yazarımız hasta olduğu için bu bölümde onsuz devam edeceğim.. Bu yolculuğu oysa sabırsızlıkla bekliyordu. Her ayrıntısına tanık olmak istiyordu. Tanrı yazarımıza göre Basel havası insanı vurunca yumruk yemişten beter ediyordu. Basit bir baş ağrısından sonra böyle sızlanmıştı ve günlerdir kendisiyle görüşmüyordum. Bendeniz ise Paris’te Yılbaşı tatilini geçirmenin daha iyi bir seçenek olduğuna inandım. Aslında Kawa’nın bu kararı almamda etkisi büyüktü. İstanbul’a gitmemem için birçok neden sıraladı. Otellerin, barların fiyatlardaki sahtekarlığından, Beyoğlu sokaklarının birinden çantanızı kaptırmaktan, rastgele bir merminin gelip sizi bulmasından, Taksim metrosundan başlayarak metrobüslerde devam eden sıradan tacizlere kadar onlarca olumsuzluk... Gerçeği söylemem gerekirse bunlara aldırış ettiğim...